| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Arda Turan Taraftar Sitesi

ARDA TURAN DANİEL GÜİZA'YI SOLLADI

Arda_EURO2008

 ARDA TURAN DANİEL GÜİZA'YI SOLLADI

Alman spor sitesi www.transfermarkt.de, Süper Lig'in en değerli futbolcularını ve takımlarını belirledi.
Euro 2008 uğurlu geldi
Transfer dönemi bazı takımlar için çok hareketli, bazıları için durgun geçerken, futbol kamuoyunun değerlendirmeleri de tüm heyecanıyla sürüyor. Almanya’nın en önemli spor portallarından ‘www.transfermarkt.de’ adlı site de, Turkcell Süper Lig’in en değerli futbolcularını ve takımlarını belirledi. Euro 2008’de fantastik hareketleriyle yıldızı iyice parlayan Galatasaraylı Arda Turan, Fenerbahçe’nin İspanya gol kralı ünvanlı transferi Güiza’yı sollayıp ilk sırada yer almayı başardı.

En az değerli Denizlispor
15 milyon Euro ile futbolcular klasmanının en üst basamağına oturan Arda, toplam 14,6 Euro eden Denizlispor’u takım olarak geride bırakırken, bireysel anlamda solladıkları da yabana atılır isimler değil. 14 milyon Euro değer biçilen Güiza ikinci, 13 milyon Euro ile Alex üçüncü sırada yer aldı. Takım sıralamasında ise ilk sırayı 115 milyon 300 bin Euro ile Fenerbahçe elde ederken, bu takımı 97 milyon 700 bin Euro ile Galatasaray, 78 milyon 150 bin Euro ile de Beşiktaş izledi.

EN DEĞERLİ FUTBOLCULAR
1.Arda Turan 15,000,000 Euro
2.Daniel Güiza 14,000,000 Euro
3.Alex de Souza 13,000,000 Euro
4.Diego Lugano 9,000,000 Euro
5.Matias Delgado 8,500,000 Euro

MICHAEL SKIBBE'DEN ARDA TURAN'A ÖVGÜLER...

Arda_EURO2008

 MICHAEL SKIBBE'DEN ARDA TURAN'A ÖVGÜLER...
Galatasaray'da teknik direktör Michael Skibbe, Milli Takım'da gösterdiği performanstan dolayı Arda Turan'ı tebrik etti.. ALMAN TEKNİK ADAM NELER SÖYLEDİ.
Alman teknik adam, genç oyuncusuna, "Bir kez daha neden bu kadar değerli bir oyuncu olduğunu ortaya koydun. Belçika maçında takımı galibiyete taşıyamadın ama kaliteni gösterdin. Oynadığın tüm takımların lideri olmaya başladın. Kendini geliştirmeye devam etmelisin" dedi.

Arda Turan'a Büyük Zam

ARDA TURAN'A MÜTHİŞ ZAM...
Galatasaray ellerindeki oyuncuların yurt dışına gitmelerini engellemek için futbolcularına dudak uçuklatacak zamlar yapıyor.Galatasaray Mehmet Topal ve Arda Turan'a ne kadar ödeyecek?İşte haberin ayrıntıları...
G.Saray yönetimi, yeni sezonda gerçekleştirdiği birbirinden flaş transferlerle kadrosunu güçlendirirken, bir yandan da genç yıldızlarının sözleştirmelerinde ’iyileştirme’ yaparak, kadro içindeki ücretlerde ’dengesizliği’ ortadan kaldırmak için büyük çaba sarf ediyor. Arda ve Mehmet Topal'ın yıllık ücretleri 1 milyon euroya çıkarıldı. Sırada Servet Çetin var.

Vatan'ın haberine göre sarı-kırmızılılar, Avrupa’nın önde gelen takımlarının renklerine katmak için sezon başı yüksek bonservis bedelleriyle teklifler yaptığı Arda Turan, Mehmet Topal ve Servet Çetin’in ’yuvadan kopmaması’ ve ’Avrupa’dan gelen tekliflerin akıllarını karıştırmaması’ için ellerinden gelini yapmaya çalışıyorlar

ARDA'YA BÜYÜK ZAM

Sarı-Kırmızılı yöneticiler, ilk olarak yıllık 500 bin Dolar ücret alan Arda Turan ile geçtiğimiz günlerde masaya oturarak, bu oyuncunun aldığı senelik ücreti 1 milyon Euro’ya yükseltti. Ayrıca maç başına da 10 bin Euro para ödemeyi taahhüt etti. Böylece yönetim, 2012 yılına dek G.Saray ile sözleşmesi bulunan genç oyuncusu Arda’nın performansını daha da yukarıya çekmeyi hedefledi

MEHMET TOPAL 5 YIL DAHA ASLAN’DA

Arda’nın yanı sıra, Mehmet Topal’a da aynı uygulama gerçekleştirildi. Cimbom’da senelik 950 bin YTL’ye forma giyen Mehmet Topal ile de geçtiğimiz günlerde bir toplantı yapan sarı-kırmızılı yöneticiler, genç yıldızın alacağı parayı 1 milyon Dolar’a çıkardı. 2013’e kadar sözleşmesi bulunan Mehmet’e ayrıca maç başına da 10 bin Dolar ödeyeceğini bildirdi

AVRUPA’DA TALİBİ ÇOK
Özellikle geçtiğimiz sezon ve Haziran ayında gerçekleştirien EURO 2008 finallerinde sergilediği başarılı performans ile Avrupa takımlarının gözdesi haline gelen Servet Çetin ile de ’ücretinde iyileştirme’ konusunda görüşmeler yoğun bir şekilde sürdürülüyor. 2010 senesine kadar Aslan ile sözleşmesi bulunan Servet’in, yıllık 1.2 milyon YTL olan ücretinin de kısa sürede daha üst seviyeye çekilerek, imza atılacağı vurgulandı

Galatasaray'ın Genç Yıldızı ARDA Tam Saha Dergisine Ropörtaj verdi

Arda_EURO2008GALATASARAY'IN GENÇ YILDIZI ARDA "TAM SAHA" DERGİSİNE RÖPORTAJ VERDİ
Milli Takım kampının en neşeli ve en keyifli futbolcusuydu. Yanına yaklaşan herkese güler yüz gösteriyor, büyük bir alçakgönüllülükle imza ve fotoğraf taleplerinin hiçbirini geri çevirmiyordu. Galatasaray'ın şampiyonluğu omuzlarından büyük bir yükü almıştı ve artık her şeyini Milli Takım için verebileceğini söylüyordu. Euro 2008'in yıldız adaylarından biri olarak hem Galatasaray'ın şampiyonluğu hem de artık tamamen konsantre olduğu Milli Takımımızla ilgili anlatacak çok şeyi vardı.
Röportaj: Mazlum Uluç

Öncelikle şampiyonluğunuzu kutlayarak başlayalım. Herhalde bu şampiyonluk Euro 2008 öncesi moral motivasyonun üzerinde olumlu bir etki yapmıştır.

Gerçekten bu şampiyonluk çok iyi oldu. Çünkü çok büyük bir emek ve inanç vardı ortada. Sonuna kadar çok iyi mücadele ettik ve hakkımız olan şampiyonluğu kazandık. Şimdi içimde büyük bir vicdan rahatlığı var. Görevimi yerine getirmenin huzurunu yaşıyorum. Artık her şeyimi Milli Takım'a verebilirim.

Bu sezon golden biraz uzak kaldın ama Sivasspor maçında üç gol birden attın. Sanki kanatta değil de forvetin arkasında oynadığında skora dönük daha olumlu işler yapabiliyorsun.

O maçta Nonda yalnız kalıyordu. Hakan ağabey kenardan, Arda biraz daha içeri gir, kanatta Devran ve Abdurrahman'la ikili sıkıştırma geliyor dedi. Ben de içeri girdim. Her girişimde de kısmetim yanımdaydı ve iyi pozisyonlar gelince gole çevirmem zor olmadı.
Kanatlarda sıkışıyorsun, forvet arkası oynamak seni daha verimli hale getiriyor gibi görünüyor.

Ben kenarda daha iyi olduğumu düşünüyorum. Çünkü topu kanatta daha rahat alabiliyorum. Ama tabii en iyisi serbest oynayabilmek.
Siz doğru olursanız, işler de doğru gider

Sezon başında taraftarla aranda bir tatsızlık yaşanmıştı. O dönemde oldukça kırgın olduğunu hatırlıyorum. Ama daha sonra kendini çabuk toparladın ve takımının şampiyonluğuna önemli katkılarda bulundun. O süreçte yaşadıklarından ve kendini toparlamandan söz edebilir misin biraz?

O dönemde de söylemiştim, ben her zaman samimi çalışıyorum ve samimi davranıyorum. Ben böyle olduğum sürece işlerin doğru olacağına inanıyorum. İşler bazen kötü gidebilir ama siz doğru olursanız işler de bir şekilde doğruya döner. Benim açımdan bakıldığında o dönemle bugün arasında hiçbir fark yok. Arda o gün de aynıydı, bugün de aynı. Ama madalyonun iki yüzünü de görmem çok iyi oldu. Şimdi daha olgunum ve işler kötü giderken nasıl davranacağımı biliyorum. Bugünkü şaşaalı günlerde de bazı şeylere aldanmıyorum.

Aldanmıyorum darken, iyi zamanında yanında olanlardan mı söz ediyorsun?

Tabii, çok yalnız kaldığım, çok geri planlara düştüğüm zamanları da biliyorum. Onun için şimdi çok daha olgunum, çok daha mantıklı düşünebiliyorum ve insanların şaşaalı sevgi gösterilerine, oleylere aldanmıyorum.

Belki de senin için yaşadığın o tatsız dönem bir avantaj oldu.

Elbette. Bordeaux maçında rakibe kafa atmam bile benim için çok önemli bir tecrübeydi. Çok şey öğrendim. Yaşadığım kötü bir olay bile bana çok güzel şeyler öğretiyor. Bence önemli olan, bir hatayı bir defa yapmak. İnsan tabii ki birçok hata yapabilir ama dikkat edilmesi gereken şey, aynı hatayı bir daha tekrarlamamaktır.

İyi bir ders verdiğimi düşünüyorum

O dönemde sana tepki gösterenlerin, Galatasaray'ın şampiyonluğuna yaptığın katkıdan sonra bir ders aldığını düşünüyor musun?

Umarım ders almışlardır. Çünkü ben iyi bir ders verdiğimi düşünüyorum. Şimdi bunu vicdan ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. O hakkımda karakterimle ilgili kötü yazanlar ya da sahada iyi oynamadığımı iddia eden taraftarlar acaba şimdi ne düşünüyordur merak ediyorum.

Aslında insanlar seni yakından tanısa ve samimiyetini hissetse sanırım her şey daha kolay olacak. Ama elbette herkese tek tek ulaşabilme şansın da yok.

Aslında kamptaki ortamı sen de gördün. İnsanlar benimle konuşmak istediklerinde onları asla geri çevirmiyorum. Bana karşı söyleyecek bir şeyleri olduğunda her zaman buradayım. Üstelik ben bazen kötü oynasam bile mücadeleden hiçbir zaman kaçmıyorum. Her zaman takımım için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Bu yüzden aşırı tepkileri bir türlü anlayamıyorum. Sanki ben Galatasaray'ın başarısını istemiyormuşum gibi davranmalarını hazmedemiyorum.

Yüz yüze hesaplaştık

Bir ara şampiyonluğu kaybeder gibi oldunuz ama Kalli'nin gidişinin ardından altıda altı yaparak mutlu sona ulaştınız. Üstelik bu dönemde Fenerbahçe ve Sivasspor gibi çok önemli iki rakibinizi de yendiniz. Teknik kadro değişikliği miydi sizi bu kadar olumlu etkileyen?

İşte asıl sır burada. Hani herkes diyor ya Galatasaray takımı inanmış diye. Galatasaray takımı aslında kaybettiği zaman inandı bir şeylere. Biz altı maç seyircisiz oynadığımız, puanlar kaybettiğimiz dönemde inandık şampiyon olmaya. Bu inanç, altı maç kazandığımız zaman ortaya çıkmış değildi. Veya Kalli gittikten sonra diye bir şey yok. Biz oturduk ve birbirimizin yüzüne Sen şunu yapıyorsun, sen böyle davranıyorsun diyerek hesaplaştık. Birbirimizin arkasından konuşmadık. Bir takım olduk. Kesinlikle Kalli ve Ahmet Akcan gitti de böyle oldu diye düşünülmesin. Onlar da bizim şampiyonluğumuzda çok büyük pay sahibi. Zaten başka türlü nasıl düşünülebilir ki? 34 haftanın sadece son 6 haftasında aramızda yoktular. Kalli, Ahmet Akcan, Cevat Güler, Nezihi Hoca, Burak Hoca ekip olarak çok büyük pay sahibiler. Adnan Sezgin, Mustafa Turgun da öyle. Şampiyon olacağımıza hepimiz inandık. Kötü olduğumuz zaman bizi bırakanlar gibi değildik yani.

Fenerbahçe maçında eski teknik direktörleriniz de yanınızdaydı. Tribündeki bu manzara size de olumlu yansıdı mı?

Fenerbahçe maçı ayrı bir havaydı. O maçta her şey yansıdı sahaya. Çünkü şampiyonluğu belirleyecek bir maçtı ve çok iyi bir atmosfer vardı. Fenerbahçe benim de çok beğendiğim, çok kaliteli oyunculara sahip bir takım. Biz o maçta şampiyon olabileceğimizi gösterdik ve inanmışlığımızı ortaya koymasını bildik.

Bir başka maçınızda da eski başkanlar tribündeydi.

Evet, bu tip destekler sahaya da olumlu yansıyor. Herkes bize inanmış, herkes bu meseleyi ciddiye alıyor diye düşünüyorsunuz.

Türk oyuncusuna inanmak gerek

Dikkat çekici bir durum da şu; Galatasaray son haftalarda şampiyonluğa giderken neredeyse yabancısız oynadı. Buradan bir mesaj çıkarmak mümkün mü sence?

Türk insanı kendi futbolcusuna, kendi yeteneklerine inanmalı. Milyon eurolar alan yabancılar gerçekten çok kaliteli futbolcular ama bizim oyuncularımız da en az onlar kadar yetenekli. Bir Serdar Özkan'ımız, bir Gökhan Gönül'ümüz 3-4 milyon euro alan yabancı oyuncular kadar parayı da değeri de hak ediyor. Ama ne yazık ki bu konuda çok büyük bir eksiklik var. Ben cesareti olan insanların başka şeyler konuşacağına bunları söylemesinden yanayım.

Geçtiğimiz sezon Galatasaray'da senin jenerasyonundan çok sayıda genç oyuncu forma giyiyordu ama bu sezonun başında büyük bölümü başka takımlara gönderildi. Onların akıbetini nasıl görüyorsun?

Hepsi geri dönecek ve sezon başı kampıyla birlikte takıma gireceklerdir diye düşünüyorum. İnşallah o genç jenerasyonla 11 Türk oyuncuyu devam ettiririz. (Gülüyor)

Sen de o tecrübeyi yaşadın, Vestel Manisaspor'a gittin ve sonra çok sağlam biçimde geri döndün. Belki o arkadaşların da senin yolunu izleyecek.

Herkesin yanıldığı bir şey var. Gitmek insanlar için kolay bir şey gibi gözüküyor ama aslında en zoru gittikten sonrası. Gidip de oynayabilmek kolay değil. Galatasaray ortamına alışmışsınız, burada her şey lüks. Oraya gittiğiniz zaman çok sıkıntılar çekebilirsiniz. Ben şanslıydım, Vestel Manisaspor gibi imkânları geniş bir takıma gitmiştim. Ama her takım böyle değil. İşin gerçeği şu, Galatasaray'ın taşı toprağı altın.

Vestel Manisaspor'da oynamış bir oyuncu olarak küme düşmelerini nasıl değerlendiriyorsun?

Öncelikle çok üzüldüm. Ekmeğini yediğim bir kulüp keşke bu duruma düşmeseydi. Aslında çok kaliteli bir kadroları vardı ama bence teknik direktör konusunda stratejik hatalar yaptılar. Bence başka bir takımın başındaki teknik direktörü almak çok yanlıştı. Benim değerlerim böyle bir şeyi doğru bulmaz.

Cevat Hoca bize ağabeylik yaptı

Yeniden Galatasaray'a dönersek, Cevat Güler'in takımın başına geçmesiyle neler değişti?

Belki çok fazla bir şey değişmedi ama Cevat Hoca bize daha fazla yardımcı oldu. Futbolcuların çektiği sıkıntıları gördü ve bize antrenörlükten çok ağabeylik yaptı. Antrenmanlarda neşelendik, güldük, eğlendik. Evli-bekâr oynadık, beşe iki oynadık. Ama hep bir konsantrasyon vardı. Okey oynayalım ama gidip tesiste olalım dedik. Yemeğe çıkalım ama hep birlikte gidelim dedik. Hep beraber olduk, eğlendik, espriler yaptık, kenetlendik ve derken şampiyon olduk.

Bu arada biraz önce söylediğin bir şey vardı, onu atlamayalım. Hani Birbirimizin yüzüne karşı konuştuk dedin ya… Neler söylediniz orada birbirinize?

Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'la berabere kalmıştık ve Ankara'dan dönüyorduk. Otobüste herkes birbirinin yüzene pat-pat her şeyi söyledi. Büyüğü küçüğüne, küçüğü büyüğüne… Bana, Madem öyle, Arda sen daha fazla dikkat edeceksin, insanların eline koz vermeyeceksin. Otur evinde, bir yere çıkma. Akşam yemeğe de gitme kardeşim. Biz de eşimizle yemeğe gitmeyeceğiz dediler. Sabri'ye Sen de sus, konuşma, işine bak dediler. Ümit Karan sen şöyle yap, Hakan ağabey sen böyle yap, Hasan ağabey sen ameliyat olma, takıma şöyle destek ver gibi konuşmalar oldu.

Yani Hakan'a, Hasan'a da uyarılar yapıldı öyle mi?

Tabii tabii, kardeşe neyse ağabeye de o. Herkes içindekini söyledi. Okan ağabey sen şöyle, Ayhan ağabey sen böyle diyerek şampiyon olduk. Böyle bir inanç vardı içimizde. Yoksa şampiyon olmamız gerçekten çok zordu.

Sizin bir avantajınız da Galatasaray'da Galatasaraylı oyuncuların sayısının fazla olmasıydı galiba. Bu konu oldukça işlendi ama sen neler söyleyeceksin?

Evet, çoğumuz Galatasaraylıyız. Zaten biraz önce söz ettiğim konuşmaları yapmak için de Galatasaraylı olmamız gerekiyordu. Kendimiz için oynayalım dedik. Kendimiz için oynamak demek, takımımız için oynamak anlamına geliyordu çünkü. Sonucunda hem kendimiz mutlu olacaktık hem de taraftarlarımız.

Norveç maçını unutamam

Milli Takım'a gelirsek, eleme maçları döneminde unutamadığın, en fazla heyecan duyduğun karşılaşma hangisiydi?

Norveç maçı tabii ki. Oradaki halimiz görülmeye değerdi. O hafta içinde ne yediğimi ne içtiğimi hatırlamıyorum. Tek bildiğim şey var; yenilmek gibi berabere kalmak gibi bir şeyi hiç konuşmadık. Sadece kazanmaktan söz ettik. İyi konsantre olalım, takım gibi oynayalım dedik. Hocamızdan da Allah razı olsun, bize öyle bir inanç verdi ki… İstediğimizi elde edemesek bile siz benim futbolcularımsınız, ben size güveniyorum dedi. Allah da yardım etti, hakkını verdik, utandırmadık.

Üstelik o maçta 1-0 geriye düşmüştük ve kazanmak zorundaydık. Golü yediğimiz zaman neler düşündün?

Taçtan bir gol yemiştik ve buna çok üzüldüm. O anda Bir şey oynamıyorlar ama gol attılar diye düşündüm. Gerçekten de futbol oynamıyorlar ama çok iyi mücadele ediyorlardı. Biz de aynı mücadeleyle karşılık verdik. Herkes koştu, kademeye girdi, birbiri için mücadele etti. Zaten bugün böyle oynamazsanız kazanamazsınız. Biz o gün bunu çok üst seviye yaptık. Gerçekten inanmıştık çünkü. Bir de özel oyuncularımız özel davranışlar yaptılar. Emre ağabeyle Nihat ağabey özel davranışlarıyla büyük oyuncular olduklarını o gün bir kez daha gösterdiler.

Euro 2008 senin katılacağın ilk büyük organizasyon. Kendi adına bu turnuvadan neler bekliyorsun?

Eğer takım başarısı gelirse bireysel başarı da mutlak gelecektir. Avrupa Şampiyonası'na giden bir takımın içinde bulunmak çok önemli. Mesela eğer ben oynarsam, Avrupa Şampiyonası finallerinde mücadele eden bir takımın sol kanadında oynamış bir oyuncu olacağım. O zaman çok önemli bir oyuncu konumuna geleceğim. Takım başarı kazanırken, sonradan oyuna girip maçı çeviren bir oyuncu da olabilirim. Yani takım ileri giderse sen de değerlisin. Ama takım başarılı olamazsa sen çok iyi oynasan bile neye yarar ki?

En büyük silah Emre ağabey

Grubumuzdaki rakipler Portekiz, Çek Cumhuriyeti ve İsviçre… Bizim takımla rakiplerimizi kantara koyduğunda nasıl bir tablo çıkıyor ortaya?

Kantara koyduğumuzda her takım eşit gibi duruyor ve ben bu eşitliğin bize avantaj sağladığını düşünüyorum. Çünkü biz inancı ve ruhu olan bir takımız, yüreği olan bir takımız. O mücadeleyi ortaya koyduğumuz zaman gruptan da çıkarız, şampiyon da oluruz. Evet, rakiplerimizin çok yetenekli oyuncuları var ama biz de en azından aynı yetenekte oyunculara sahibiz. Herkes çok eleştirse de benim en büyük silahım Emre ağabey mesela. Benim için arkamda Emre ağabeyin varlığını hissetmek çok önemli.

Ne katıyor Emre Belözoğlu takıma sence?

İşte Norveç maçında kattığı ortadaydı. En kötü anda bile o topu alabilecek sorumluluğa sahip. Ben de aynı şeyi yapabilmeyi çok istiyorum.

Yani oyuncu maçın bazı kritik bölümlerinde toptan kaçar mı?

Evet, sıkıntılı zamanlarda oyuncu toptan kaçar, saklanır. Ama Emre ağabeyde o yürek var. Bu takımdaki çoğu futbolcuda o yürek var ve bu da beni çok umutlandırıyor. Hem oyuncularımız hem de hocamız kendisini ateşe atacak yüreğe sahip.

2004'te Yunanistan sürpriz biçimde şampiyon oldu. Bu durum size de Yunanistan oldu, neden biz de olmayalım? gibi bir güven duygusu veriyor mu?

Yok, yok, Yunanistan aklıma bile gelmiyor. Ben takımıma ve kendime inanıyorum. Neden şampiyon olmayalım ki? Toplam 6 maç oynayarak şampiyonluğa ulaşabiliyorsunuz. Galatasaray'ın şampiyonluğu gibi yani. İyi konsantre olursak her şeyi yapabiliriz.

Uluslararası oyuncularımızın giderek çoğalması kalitemizi de oldukça artırdı gibi görünüyor.

Bu normal tabii. Çok kaliteli liglerde, güçlü rakiplere karşı, mükemmel sahalarda ve iyi atmosferlerde oynuyorlar. Bu onlar için müthiş bir tecrübe. Nasıl oynayacaklarını öğrenme şansına sahipler. Onların bu kalitesi bize de olumlu yansıyor elbette. Bize de Bakın biz oynuyoruz, siz de rahat olun diyorlar.

Aslında sen de böyle bir avantaja sahipsin. Çünkü 15 yaşından beri Genç Milli Takımlarda çok fazla uluslararası tecrübe yaşadın.

Evet, ben yabancılara karşı oynarken kendimi çok daha rahat hissediyorum.

Daha kaliteli takımlara karşı oynamak senin açından bir avantaj mı oluyor?

Futbol oynayan takımla oynamak daha rahat. Oynadıkları zaman öne çıkıyor ve dolayısıyla açık veriyorlar. Bizim de yetenekli oyuncularımız var ve bu tip rakiplere karşı daha rahat pozisyon bulabiliyoruz.

Başımızda çok iyi bir lider var

Milli Takımımızın en büyük artısı ne sence?

Öncelikle başımızda çok iyi bir liderimiz var. O önde gidiyor ve arkasından korkusuzca gidebileceğinizi biliyorsunuz. Bu büyük bir rahatlık bir kere. İkincisi, iyi futbolculardan kurulu güzel bir sistem var ortada. Koşan, mücadele eden ve oynadığı futboldan zevk alan bir takımız. Oynama mantalitesi çok büyük bir avantaj. Çünkü iyi futbol oynadığınız zaman skor mutlaka gelecektir.

Lider hocayı nasıl tarif etmek gerek? Bu liderlik vasfı alınan kötü bir sonuçtan sonra nasıl tezahür ediyor mesela?

Fatih Hoca kötü oynadığımız zaman belki gelip bize bağırır, kızar ama dışarıya ve medyaya asla böyle bir görüntü vermez. Bütün oyuncular bilir ki, hocamız bütün koşullarda bizim arkamızdadır. O yüzden de rahat ve mutlusundur. Hoca tabii ki bana bunları söyleyecek, bu uyarıları yapacak, adam haklı dersin. Ama hocanın dışarıda Sorumluluk benim diyeceğini de bilirsin. Çünkü sahaya çıkardığı futbolcuya sonuna kadar güvenir. Bu demektir ki, Biz seninle aynı yolu paylaştık, dışarıdan bize kimse dokunamaz. İçeride kavga ederiz ama dışarıda hiçbir şey olmaz.

Milli Takımımızı dışarıda bırakırsak, Euro 2008'in favorisi kim sence?

Almanya iyi bir takım. İtalyanlar da öyle. Aslında buraya gelen bütün takımlar iyi ama Almanlar oyun disiplinleriyle bir adım öne çıkıyor.

Finali hangi takımla oynamak istersin?

İsviçre'yle. (Gülüyor)

Peki, İsviçre maçı bizim için farklı bir anlam taşıyacak mı?

Ben hiç öyle düşünmüyorum. Bizim açımızdan hiçbir problem yok, herhangi bir maçmış gibi çıkıp oynayacağız.

Turnuvadaki yıldız adayın kim?

Ben zaten biraz önce Emre Belözoğlu'nu söylemiştim. Yıldızı burada parlayacak oyuncu ise Portekiz'den Nani olabilir.

Bundan sonrasıyla ilgili planların neler? Avrupa Şampiyonası finalleri bir oyuncunun kariyeri için önemli çünkü.

Gelecek planlarımı şimdilik sadece 29 Haziran'a kurdum. Daha sonra ne olacağını, 30 Haziran'dan sonra düşüneceğim.

Avrupa'dan seni isteyen, izleyen kulüpler var.

Galatasaray kulübü ne derse onu yapacağım. Zaten 2012'ye kadar kulübümle sözleşmem var. Bir yüzük aldım, içinde Adnan Polat
yazıyor(gülüyor)
 

''79 kez Milli Oldum''

Arda_EURO2008"79 KEZ MİLLİ OLDUM"
- A Milli Takım'a erken çağırıldığını söyleyenler var. Bu konudaki düşüncen nedir?
* Lüksemburg maçında takım olarak üst düzey futbol oynayamadık. Ben de iyi değildim ama sırıtmadım. Sonuçta her zaman iyi oynayamazsınız. Erken diyenlere şaşırıyorum. Ben o maçtan önce genç ve ümit milli takımlarda tam 79 kez forma giydim.

- Galatasaray alt yapısında uzun yıllar oynadın. Bu süreçte belki de en büyük hedefin Hakan Şükür gibi olmaktı. Şimdi onunla oynamak hatta röportaj vermek nasıl bir duygu?

* Bu gerçekten harika bir şey. Hakan ağabey her şeyiyle örnek aldığım bir insan. Saha içinde de onunla oynamak çok keyifli. Ama açıkçası sahada bunları değil en iyi şekilde mücadele etmeyi ve takımıma faydalı olmayı düşünmüyorum.

- Gerets seni geçen sezon devre arası Manisa'ya kiralık göndermişti. Şimdi aranız nasıl?

* Gayet iyi. Ben oynamak için mücadele veriyorum, o da hak edene formayı veriyor. Beni sevdiğini düşünüyorum.

- Galatasaray'a dönüşünde bunları yaşayacağını hayal etmişmiydin?

* Etmiştim tabii ki. Dönebilmek en büyük isteğimdi. Galatasaray'ı ve bu kulübün formasını giymeyi çok seviyorum. Ama gitmem de faydalı oldu. Şimdi burada olmanın değerini çok daha iyi biliyorum.

'Emre'yi geçmeliyim'

- Peki hayal ettiğin noktaya ulaştın mı ? Yoksa yeni hayallerin peşinde misin ?
* Hayal etmeden hiçbir şey olmaz. Şimdi hayalini kurduğum yerdeyim ama bu yerde olmam hayallerimi tamamladığım anlamına gelmez. Gelecekte Avrupa'da oynamak, çok kritik maçlarda goller atmak gibi düşlerim var ama her şey zamanla oluyor.

- Emre Belözoğlu'ndan sonra en büyük yıldız adaylarından biri de sensin. İleride Emre'den daha yüksek noktalara gelebilir misin?

* Emre ağabey benim için iyi bir örnek oluşturuyor. Ama benim ondan daha yüksek hedeflere çıkmam lazım. Bana, 'Arda uçuyor musun?' diyenler olabilir, fakat benim hedeflerim de büyük olmalı. Zaten Emre ağabey de bana bunları öğütlüyor.

- Seni motive eden birileri var mı?

* Fatih Terim hocamız beni çok etkiliyor. Çok farklı biri. Futbolcusunu inanılmaz bir şekilde motive ediyor.

- Malta maçı için neler düşünüyorsun? Bu takım hedeflere ulaşabilecek mi?

* Takım olarak çok hırslı ve iddialıyız. Malta'yı yenerek elemelere iyi başlamak istiyoruz ve bu güce sahibiz. Tecrübeli ve genç oyuncuların buluştuğu bu ekibin finallere gideceğine inanıyorum. 

Arda'Dan Samimi İtiraf

Arda_EURO2008ARDA'DAN SAMİMİ İTİRAF
Sevgilim yok eksikliğini hissediyorum
Kanaldhaber okurlarının oylarıyla milli takımın "en parlak yıldızı" seçilen Arda Turan Vatan Gazetesi'nden Leyla Umar'a konuştu. Genç yıldız Mİlli takımın inanılmaz başarısı, Fatih Terim'in kendileri için anlamı ve özel hayatıyla ilgili samimi açıklamalarda bulundu. Daha önce hakkında Hakan Şükür'ün siyasi fikirlerinin etkisinde kaldığı yönünde söylentiler çıkan genç futbolcu bu iddialara da yanıt verdi.

"Sevgilim yok eksikliğini hissediyorum"


Kendini nasıl hissediyorsun bu inanılmaz başarıdan sonra?

“Tabii ki çok mutluyum...”

Maçlarda yağan şiddetli yağmur moralini bozmadı mı?

“Kesinlikle hayır; aslında yağmur altında oynamak çok daha zevkli.”

Peki, yerlerde debelenirken?

“Siz bakmayın yerlerde biraz uzun debelenmemize... O bize vakit kazandırır.”

Avrupa’ya transfer olmayı istiyor musun? Hangi ülke takımında oynamayı tercih edersin? Senin futbolda idolün kim?

“İngiltere ve İspanya’da oynamak isterdim. Okan Buruk, Arif Erdem, Emre’ye çok hayranım. Bu dostların insanların her şeyi paylaşmalarına, dürüstlüklerine hayranım.”

Fatih Terim’in seni Portekiz maçında oynatmamasının nedenini biliyor musun?

“Tamamen taktiksel bir şeydi, benim için çok hayırlı oldu. Fatih Terim bize her zaman kazanma duygusunu hissettirir.”

Okumayı sever misin? Kimleri tercih edersin?

“Hem de çok severim. Louis Armstrong gibi hayran olduğum insanların yaşamını okurum. Ama roman okumayı sevmiyorum.”

Burcun ne?

“Kova.”

Eyvah; çok sinirli olur Kovalar. Seninle evlenecek kıza önce burcunu söylersen vazgeçebilir... Hakan Şükür’le yakın dostsun. Onun siyasi görüşlerine katılıyor musun?

“Herkesin kendi kişiliği ve yaşam tarzı var. Ben onun ağabeyliği ve sevgisine hayranım.”

Seni en çok ne üzer?

“Başarılı insanlara destek yerine köstek olunması... Beni daha da fazla üzen şey Türkler’in kendi değerlerine sahip çıkmaya yanaşmaması ve başkalarının yaşamına karışılması... Hele bir de futbolcuların özel yaşamına olan aşırı merak basına yansıdığı zaman.”

Futbolu bıraktıktan sonra ne yapacaksın?

“Futboldan hiçbir zaman uzak kalamam. Kurumsal yönetici olmak isterim.”

Ben seni hep babandan dinledim. Gerçekten anlattığı gibi misin?

“Ne anlattığını bilmiyorum ama annem, kardeşim ve babamı çok, çok severim.”

Annenin fedakârlığını baban anlatırken senin de onlar için fevkalade bir evlat olduğunu söyler. Eline geçen paraları önce onlar için aldığın bir villaya yatırmışsın...

“Evet, göl kenarından hoşlanmadılar, alıştıkları Bayrampaşa’ya döndüler. Ben de onlar için bir dubleks aldım; şimdi mutlular.”

Senin özel yaşamın nasıl?

“Yani bir sevgilim olup olmadığını mı soruyorsunuz?”

Evet...

“Maalesef yaşamımı iyi ve kötü günlerde paylaşacak bir sevgilim yok. Ve bunun yokluğunu hissediyorum.”
(OLEY ARDANIN SEVGİLİSİ YOK AŞKIMM ARDAAA)

Arda Turan Juventus Açıklaması

Arda_EURO2008ARDA TURAN JUVENTUS AÇIKLAMASI...
Arda Turan, Juventus ile anlaştığı şeklinde çıkan haberleri yalandı. 
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinde gösterdiği performans ile Avrupa kulüplerinin gözdesi haline gelen Arda'nın menajeri Ahmet Bulut, genç oyuncunun İtalya'dan bazı kulüplerle anlaştığı şeklindeki haberleri yalanladı.

Ahmet Bulut, kendisi için medyada çıkan ''Arda için İtalyan kulüpleri ile görüşecek'' haberlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirerek, ''Arda'yı isteyen kulüp, benden önce Galatasaray'a başvurmalı. Arda'nın sözleşme devam ediyor ve kararı Galatasaray verecek. Bana gelen kulüplere, önce Galatasaray ile anlaşmaları gerektiğini bildiriyorum. Arda'nın iddia edildiği gibi seneye kesinlikle İtalya'da olduğu doğru değil'' dedi.

Arad Turan'Dan Böbrek Hastasına büyük Jest

Arda_EURO2008ARDA TURAN'DAN BÖBREK HASTASINA BÜYÜK JEST
Adana'da 6 Yıldır Diyalize Bağlı Olarak Yaşayan Böbrek Hastası 14 Yaşındaki Rıdvan Tetik'in Hayalini Galatasaray'ın Genç Yıldızı Arda Turan Gerçekleştirdi.
Adana'da 6 yıldır diyalize bağlı olarak yaşayan böbrek hastası 14 yaşındaki Rıdvan Tetik'in hayalini Galatasaray'ın genç yıldızı Arda Turan gerçekleştirdi.
Şırnak'tan Adana'ya gelen ve Numune Hastanesi'nde 6 yıldır böbrek tedavisi gören Rıdvan Tetik, hayalinin Galatasaraylı Arda'nın formasını giymek olduğunu söylemesi üzerine, milli futbolcu, Tetik'in üniversite öğrencisi ağabeyi Eyüp Tetik'i telefonla aradı.


Ünlü futbolcu, telefonla konuştuğu Rıdvan'ın heyecanlanması üzerine, "Benim Arda. Şaka değil. İstediğin formayı gönderiyorum. Başka bir isteğin var mı?" diye sordu. Ardından da Tetik'e üzerine, 'Canım kardeşim, geçmiş olsun' diye yazıp imzaladığı formasını gönderdi.

Arda'nın formasını bir süre sırtına geçirip giyen Rıdvan Tetik, daha sonra evinin bir köşesine astı. Formayı hayranlıkla izleyen Tetik, "Hayalimin birini gerçekleştirdim. Şimdi sıra sağlığıma kavuşup, Galatasaray'ın bir maçını tribünde izlemek"diye konuştu.

Arda Turnuvada 2.sırada

Arda_EURO2008 ARDA TURNUVADA 2. SIRADA
Euro 2008 Avrupa Şampiyonası'nda kritik İsviçre ve Çek cumhuriyeti karşılaşmasında attığı gollerle zaferin mimarlarından olan Arda Turan turnuvanın en iyi futbolcuları listesinde zirveyi oynuyor.
EURO 2008'in resmi sponsoru Castrol'un hazırladığı istatistiklere göre yıldız futbolcu, turnuvada Polonyalı kaleci Artur Boruc'un ardından 2. sırada yer aldı. Okuyucuların oylarıyla belirlenen liste şöyle oluştu;

Bakımlı Arda

Arda_EURO2008BAKIMLI ARDA
Ayaklarınla iş yapıyorsun. Sigortalattın mı onları?
Bununla ilgili bir proje var, menajerim ilgileniyor ama henüz gerçekleştirmedik.
Antrenman ve maçlar sırasında yorulduğun açık. Ayaklarına bakım yaptırır mısın?
Asla. Manikür yaptırdım ama pedikür yaptırmam. Krampon öyle bir şey ki çok sıkıyor ayağı ve her türlü şekilde rahatsız edebilir seni. Oysa futbolcunun ayaklarının rahatlığı çok önemlidir. Üstelik benim ayaklarım taraklı ve kramponu bile zor buluyorum. O yüzden çok dikkat ederim. Dokundurtmam onlara!

Kendin nasıl bakıyorsun peki?
Kendi tırnaklarımı kendim keserim. Bazen ilginçtir tırnağı yamuk kesmek bile gerekebiliyor ayakkabı içinde rahat etmek için, ona bile dikkat ediyorum. Ayakkabılarım hep ortopediktir ya da çok rahat ayakkabılardır. En önemli şey benim için ayakkabı. Hep aynı model kramponu giyerim.

Masaj yaptırıyorsundur ama mecburen... Yoksa onu da mı kendin yapıyorsun?
Masaja çok ihtiyacımız var futbolcular olarak. Bazen üstüste denk gelen maçlara sağlam çıkabilmek için dinlenmek yetmiyor, ekstra şeyler gerekiyor. Saunaya da giriyorum ama en önemlisi masaj çünkü laktik asit ayaklarda birikiyor belli noktalarda. Oraların bastırılması, ovulması lazım ki en azından vücut biraz rahatlasın. Özellikle maçlardan sonra mutlaka masaj yaptırırım. Maça çıkmadan önce de hafif bir masaj yaptırırım kan hareketlensin diye.

Dokundurtmuyorsun, peki bakmakla ilgili bir problemin var mı? Ya da tam tersi özel bir düşkünlüğün?
İkisi de yok ama bir bayanın ellerine ayaklarına dikkat ederim, benim için çok önemlidir. Gerçekten ilk baktığım şeydir eller ve ayaklar.

Hangi ayağını daha çok kullanıyorsun?
Sağ ayağımı. Sağ ayağım daha kuvvetlidir.

Maç sırasında ayakların aklının bir köşesinde durur mu bir yandan oyununu oynarken? Yoksa herşeyi unutup dalıyor mu insan maça?
Eskiden 3-0 galipken bile gözüm kapalı giriyordum pozisyonlara. Şimdi asla girmem, gerekirse çekerim ayağımı, bir dahaki maçı düşünmek zorundayım. Başlarda bir sakatlığım olsa sonuna kadar yüklenirdim, bir şey olmaz deyip oynardım. Şimdi öyle değil, ayağım ağrıyorsa çekilip "Dinlenmem lazım" derim. Kısacası eskiden daha tez canlıydım, şimdi daha kontrollüyüm.

Yasaklar var mı?
Yasak yok ama tabii futbolcunun fazla ayakta durması iyi değildir çünkü bizim işimiz ayaklarımızla yapılıyor, onlardan para kazanıyoruz. Bu durumda onları iyi dinlendirmek, onlara iyi bakmak şart. Bakmazsan kendine ihanet etmiş oluyorsun.

Bu kadar ayak muhabbeti yeter... Kendinle ilgili ileriye yönelik ne düşünüyorsun? Avrupa planları var mı?
Galatasaray’da kalmak çok keyifli aslında. Benim hayalimdi burada olmak. Ama burada kalmayı hedeflerse bence pek fazla ileriye gidemez Arda. Önümüzde 2008 Avrupa Şampiyonası var. Orada ben de takımın bir parçası olmak istiyorum ve olduğum takdirde iyi bir performans sergilersem neden ülkemi yurtdışında temsil etmeyeyim? Hem kendimi maddi anlamda ileri taşımak, hem de ülkemi manevi anlamda temsil etmek benim için önemli. Ömrümün sonuna kadar Galatasaray’a hizmet ederim mutlu bir şekilde ancak ben Türk insanının yurtdışına açılması gerektiğine inanıyorum. Her alanda bunu hedeflemeliyiz, bende bu hedefin bir kolunu gerçekleştirmek istiyorum sadece. Olursa giderim Avrupa’ya.